Pazar, Ocak 27, 2008

Yazmak ya da yazmamak?

Uzun zamandır bloguma yeni bir yazı eklemedim.İçimden gelip ekleyemedim.Yazmak istediğim çok şey var.Türkiye hakkında yazdığım önceki yazıları okuduysanız verdiğim tarihler üzerinden bir bir geçtiğimizi ve geçerken neler yaşadığımızı da biliyorsunuzdur.Daha önce yazdığım ve Mars retrosu için verdiğim tarihlerde aktive olan olaylar;Milletvekillerine ve milletvekilleri yakınlarının başına gelen olaylar,Kardak olayları,pkk ya karşı başlatılan askeri harekatın zamanlaması,hükümetin son günlerdeki radikal yönü ve sistemi zorlayan çıkışları ,kurtuluşa yönelmek için gördüğüm son dönemeç 25 ocak'ın da türban tartışmaları gölgesinde uçurumdan aşağı itilmiş olmasına seyirci kalmak beni iyice yordu,canımı çok sıktı.
Ülkemiz halkı üzerinde yapılan ilüzyonun çözüldüğü bir yıl yaşayacağız.Maddi ve manevi olarak ülkemizin uyuşturucu bağımlısından farkı kalmadığını ve rehabilite edilmesinin ne kadar güç olduğunu idrak edeceğiz.Mart ve/veya Ağustos aylarında Hollywood stüdyolarını aratmayan bir stüdyonun içinde ve oscar ödülüne layık yöneticilerimizin etkisi altında maddi manevi herşeyimizi nasıl da kaybettiğimizi anladığınızda lütfen şaşırmayın.Sadece kendimizden utanalım ve çocuklarımız büyüdüğünde onların yüzüne nasıl bakacağımızı düşünelim.Demokratik bir toplum olamadık,kendine yeten kendine güvenen bireyler olamadık ,Atatatürk'ün bize gösterdiği yoldan gidemedik,akıl yoluyla değil manipülasyonla ,duygu sömürüsüyle işlerimizi halletmek istedik,sürü psikolojisiyle hareket ettik,haksızlığa boyun eğdik,yalancılara seyrici kaldık,adaletsizliğe tepki vermedik,haklarımıza sahip çıkmadık.En önemlisi tüm bunlara dikkat etme ve tepki verme görevinin topluma ya da devlete değil temelde bireye ait olduğunu hiç idrak edemedik.Herkes kendi evinde,kendi ailesinde,okulunda,işyerinde,sokağında,mahallesinde bu ilkelere riayet edip yanlışlara ve haksızlıklara sessiz kalmasaydı tepkisini anında dile getirseydi,bir tek bireyin bile ne çok şeyi değiştirebileceğini fark etseydi, yalancıları kendi arasında barındırmasaydı,menfaatlerin çiğnenmiş ilkelerle kazanıldığında menfaat olmayacağını ve eninde sonunda hepimizi sokacak dev bir yılana dönüşeceğini anlayıp temiz toplum talep etseydi hiç böyle şeyler olmayacaktı.
Temiz ahlak ve temiz bir ruh için her türlü yolu gösteren islamiyetin ahlak ve bilgiye verdiği önceliğe bile sırtımızı dönüp inancın şekle bağlanmasına ve dünyevi amaçlara alet edilmesine gözyumduk.Tarihe ne kadar örnek olacak bir toplum olduk değil mi?

Türkiye hakkında öngörü yazmak aslında çok istiyorum ama sanırım artık yazmayacağım.Diğer astroloji yazılarım devam edecek.